Cumhuriyetin Topluma kazandırdıkları..

TOPLUMA  KAZANDIRDIKLARI

·        Cumhuriyetin ilanı, Türk kurtuluş mücadelesinin askeri ve siyasi alanda zafere ulaşmasının bir sonucudur.

·        Osmanlı Monarşik yönetiminin Milli Mücadeleye karşı takındığı olumsuz tavır, batıdaki siyasi gelişmelere paralel olarak çizilmiştir.

Fakat bu gelişmelerin sonucunda beklenilenin aksine bir Türk Devlati yok olmamış yerine çağdaş bir devlet biçimiyle Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

·        Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk Cumhurbaşkanı olrak seçilmesiyle, saltanatın kaldırılmasından sonra ortaya çıkan devlet başkanlığı sorunu da çözümlenmiştir. Cumhuriyetin ilanı, Türk Ulusu’nun çağdaş uygarlık seviyesine çıkaran inkılaplar için elverişli bir ortam hazırlamıştır.

·        Devlatin yönetim şekli belirlenmiştir.

·        Mecliste hükümeti sisteminden kabine sistemine geçilmiştir. Böylece Hükümet bulanımı sorunu çözümlenmiştir.

Lozan ‘ın kabulü ve barışın sağlanması ile geride Türk Devleti ’inin       siyasal yapısını belirleyecek devlet şeklinin ve adının ne olacağı sorun kaldı. T.B.M.M. ‘nin varlığı ile egemenliğin kayıtsız – şartız ulusa ait olan, insan haklarına dayanan bir devlet sistemi kurulmuştu. Fakat gerek halkın, gerekse Meclis içinde bulunanların büyük kısmı Padişah’a dinsel ve geleneksel bağlarla bağlıydılar.

Padişah ‘tan ulusa geçişi, bir ilke ve ülkü olarak Amasya  Genelgesi ‘nde ortaya konmuş ve 23 Nisan 1923 ‘te T.B.M.M. ‘nde somutlaşmıştı. 1921 Anayasası ‘nda bu temel üzerine oturmuştu. Kurtuluş Savaşı ulusal bağımsızlık yanında ulus egemenliğini de açık bir biçimde ortaya koyduğu için Padişah daha başından beri milliyetçilerin amansız düşmanı kesilmişti. Mutafa Kemal Paşa Padişah’ın ihanetini bildiği halde, henüz zamanı olmadığı için Padişah’ı hedef almadı.

Genç subaylık yıllarında beri inandığı ve Erzurum ’da Mazhar Müfit’e not ettirdiği ‘‘Cumhuriyet’’ inancını ‘‘Ulusal hir sır’’ olarak sakladı. Kurtuluş Savaşı ininde ‘‘Cumhuriyetçi’’ bir düşünceyi ortaya atmak için parçalanmaya yol açacağı için bu yola gitmedi. Hatta Siva Kongresi sırasında ‘‘Cumhuriyet’’ ilan edelim önerilerini reddetmişti.

 

Fakat Kurtuluş Savaşı ‘nın Başkomutanı, Türk Ulusu ‘nun kurtarıcısı Mutafa Kemal, Türkiye ‘nin siyasal yapısını değiştirmenin ilk adımını Saltanat ‘ın kaldırılışına en yakın dostları bile karşı çıkmışlardı. Meclis ‘te tutucu kanat direndiyse de, Mustafa Kemal Paşa ‘nın kararlı ve sert tutumu sonucu Saltanat ‘ın kaldırılışı sağlandı. Fakat onun bu sert tutumu endişe doğurdu. Bunun ir başlangıç olduğunu görenler çeşitli yöntemlerle Mustafa Kemal Paşa’yı engellemeye çalıştılar.

2 Aralık 1922 ‘de Meclis ‘e muhalif grup tarafından bir öneri verildi. ‘‘İntihab-ı Mebusan Kanunu’’ nda değişiklik yapılmasını isteyen önergede ‘‘Türkiye Büyük Millet Meclisi ‘ne üye seçilmek için Türkiye’nin bugünkü sınırları içindeki yerli halktan olmak ve seçim çevresine yeni gelenlerin en az 5 yıl olmaları’’ gerektiğini kanun hükmü halinde getirilmek isteniyordu. Mustafa Kemal Paşa ‘yı milletvekili seçilmekten yoksun bırakmak isteyen bu önerge üzerine söz alan Mustafa Kemal Paşa, doğum yrinin Türkiye ‘nin sınırları dışında kaldığını ve bir yerde 5 yıl oturmadığını belirttikten sonra, düşmanlara karşı karşı savaştığını, vatanı kurtarmak için hiçbir yerde

5 yıl oturmadığını hatırlatıp, ulusun sevgisini kazanmış bir insan   olmasına rağmen kendisini yurttaşlık haklarından yoksun bırakmak isteyen bu kimselerin bu yetkilerini kimden aldılarını sordu ve önerge reddedildi.

    Mustafa Kemal ‘in Kamuoyu yoklaması yapmak üzere 14 Ocak 1923 ‘te Batı Anadolu ‘da bir geziye çıkmasını fırsat bilen bilen muhalif grup, onun Ankara ‘dan ayrıldığının ertesi günü ‘‘Hilafet-i İslamiye ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’’ başlıklı bir broşür yayınladılar. Broşürün önceden hazırlanmış olduğu ve Mustafa Kemal ‘in Ankara ‘dan ayrılmasını fırsat bilerek dağıtıldığı anlaşılıyodu. Broşürün ana fikri, islam kamuoyunun son gelişmelerden büyük ızdırap içinde bulunduğu, Hilafet ‘in hükümet demek olduğu ve Hilafet ‘in hukuk ve görevkerini yok etmenin hiç kimsenin, hiçbir meclisin elinde olmadığı esaslarına dayanıyor, ‘‘Halife Meclis ‘in, Meclis Halife ‘nindir.’’ Sözleriyle bitiriyordu. Yürütme yetkisinin Halife ‘ye verilmesini ve Meclis ‘in aldığı kararların ve kanunların Halife ‘yi bağlamayacağı, dolayısıyla Meclis ‘in çıkardığı Saltanat  Ve Hilafet ile ilgili yasaların meşru olmadığı görüşü savunuluyordu. Bubildiri, Mustafa Kemal’e ve onun gerçekleştirmek istediği devrime bir tepki idi.

    İzmit ‘e gelen Mustafa Kemal, din ve hilafet konusunda yaptığı açıklamada ‘‘T.B.M.M Halife ‘nin değildir ve olamaz, T.B.M.M yalnız ve yalnız Ulusundur’’ dedi. T.B.M.M ‘nin büyük programının tam bağımsızlık, kayıtsız şartsız ulusal egemenlik esaslarına dayandığını, teokratik devlet biçiminin ve buna bağlı bütün toplumsal düzenin ve çıkarların yıkılacağını belirtti. 16 Ocak ‘ta yaptığı toplantıda, Hilafet’in dinle ilgisi olmadığını, siyasi bir mevki olduğunu, idare-i maslahatçılıkla devrim yapılamayacağını belirttikten sonra ‘‘Devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafamızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız devrim ve ilerleme bir an bile durmayacaktır.’’ diyerek gericilere gerekli yanıtı verdi.

    Lozan ‘ın ilk görüşmeleri kesildiği için İsmet Paşa ile Ankara ‘ya döndü. Meclis ‘te gizli oturumlar çok sert geçti. Trabzon mebusu Şükrü Bey ‘in Topal Osman tarafından öldürülüşüi Mustafa Kemal ‘e saldırılara yol açtı. Mustafa Kemal ‘in kendilerine büyük engel gören, tutucu, gerici, ittihatçılar, çıkarcı gruplar, O ‘na karşı muhalefette bir leşiyorlardı. Yakın arkadaşlarında Rauf Bey, Karabekir, Refet, Ali Fuat Paşa ‘lar da yavaş, yavaş yanından ayrılıp, Hilafetçilere kuvvet veriyorlardı. Saltanat ‘ı getirmek isteyen gericilerin çalışmaları karşısında arkadaşlarının kendisini yalnız bıraktığını gören Mustafa Kemal 20 Mart 1923’te Konya ‘da yaptığı bir konuşmada Türkiye ‘yi Ortaçağ karanlığına çekmek isteyen gericilere karşı tutumunu açıkça şu sözleriyle belirtti:

‘‘Eğer onlara karşı benim şahsımda bir şey anlamak isterseniz, derim ki, ben şahsen onların düşmanıyım. Onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim şahsi imanıma değil, yalnız benim amacıma değil, o adım benim ulusumun hayatıyla ilgili, o adım benim ulusumun hayatına karşı bir kasıt, o adım ulusumun kalbine yöneltilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle aynı fikirde olan arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka o adımları atanları tepelemektir…’’ diyerek Cumhuriyet ’e doğru gidiş bu kararlı sözlerle açıkça görülüyordu.

Savaş zamanının T.B.M.M. ‘nin görevi son bulmuştu. Bu sebeble Meclis kendini dağıtıp, seçime gitme kararı aldı. Mustafa Kemal, dağılmadan önce Meclis ‘ten 15 Nisan’da, Saltanat ‘ı geri getirmeye çalışanları Vatan hayini ilan edip, İstiklal Mahkemeleri açılmasını maddeye ekledi.

İkinci Meclis, toplandıktan sonra Lozan ‘ı onayladı. Artık sorun Türkiye ‘nin rejiminin belirlenmesiydi. Mustafa Kemal 22 Eylül 1923 ‘te ‘‘Neue Treie Presse’’ adlı bir Viyana gazetesi muhabiriyle yaptığı görüşmede, 23 Nisan 1920 ‘de kurulan sistemin Cumhuriyet olduğunu fakat adının açıklanamadığını belirtip, yapılacak işin yalnızca isim koymak olduğunu söyledi.

Yeni devletin başkentinin neresi olacağı da bir sorundu. Ankara 1920 ‘den beri bu işi yapıyordu. Merkezi ve güvenli durumu ortada idi. Meclis ‘te uzun tartışmalardan sonra 13 Ekim ‘de Ankara başkent olarak oy çokluğu ile kabul edildi. Cumhuriyet ‘in ilanına bir adım daha yaklaşılmıştı.

         Mustafa Kemal ‘e Cumhuriyet ‘in ilanına fırsat veren bir hükümet buhranı oldu. Başbakan Fethi Okyar ‘a karşı Meclis ‘te muhalefet oluşması üzerine Mustafa Kemal, ‘‘Erkan-ı Harbiye Umumiye Riyaseti Vekili Fevzi Paşa’’ nın dışında kabinenin istifasına karar verdi ve 27 Ekim ‘de uygulandı. Mevcut sisteme göre her bakan Meclis tarafından tek tek seçiliyordu. İstifa eden bakanlar yeniden seçilirse, görev kabul etmeyeceklerdi.

Bu sırada Rauf Bey, Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet Paşalar İstanbul ‘da bulunuyorlar ve temasları, Halife ‘ye yakınlık gösterileri oluyordu. Ankara ‘da ise kabine kurulamıyordu. Bu gelişmeler üzerine ‘‘Cumhuriyet İlanı’’ ile işi kökten çözmeye karar veren Mustafa Kemal 28 Ekim gecesi Çankaya ‘da İsmet Paşa ve bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve ‘‘Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz’’ diyerek kararını açıkladı. Misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet Paşa ‘yı alıkoydu ve birlikte 1921 Anayasası ‘nda gerekli değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar.

         Ertesi gün saat 10 ‘da Parti grubunda yapılan toplantıda, Mustafa Kemal Paşa Genel Başkan olarak Hükümet buhranının mevcut sistemden kaynaklandığını, bunun çözümünün istikrarlı bir sistemde olduğunu belirttikten sonra değişiklik önergesini okuttu:

·        Türkiye Devleti ‘nin Hükümet şekli Cumhuriyettir.

·        Türkiye Devleti, T.B.M.M. tarafından idare olunur.

·        Türkiye Devleti,  Hükümetin inkisam ettiği idare şubelerini Bakanlar Kurulu vasıtasıyla idare eder.

Bu önerge Parti toplantısında tartışıldı. T.B.M.M. 29 Ekim 1923 saat 18:45 ‘te yaptığı toplantıdan sonra 20:30 ‘da ‘‘YAŞASIN CUMHURİYET’’ sesleri arasında Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa

Kemal oy çokluğuyla Cumhurbaşkanı seçildi.

                  

                  

     

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz